Aile Hukuku toplumu oluşturan bireylerin kurdukları aile birliğinin sağlıklı ve mutlu bir şekilde devamı için kurulmuştur. Kimse, kurduğu yuvanın bir gün dağıldığını görmek istemez. Aile bireyleri arasında yaşanan sürtüşmeler ve davranış bozuklukları ailenin devamını güçleştirebilir. Arzu edilmese de boşanma gündeme gelebilir. Psikolojik ve hukuki bir süreci olan boşanmanın en doğru şekilde yönetilmesi ve tarafların haklarının korunarak en başarılı şekilde sonlandırılması tüm aile bireyleri için büyük öneme sahiptir.
Boşanma davasının sonuçlanma süresi boşanma davasının türüne ve adliyedeki iş yoğunluğuna bağlı değişir. Anlaşmalı boşanma davası en kısa süren boşanma davası türüdür. Anlaşmalı boşanma olmayan boşanma davalarına çekişmeli boşanma davaları denir.
Türk Medeni Kanununda düzenlenen aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözmek Aile Mahkemelerinin görev alanına girer. Boşanma, geçerli olarak kurulmuş olan bir evlenmenin, eşlerden birinin talebi üzerine, kanunda öngörülen sebep ve koşullara dayanılarak mahkeme kararıyla sona erdirilmesidir.
Aile Hukuku aile bireylerinin haklarının korunması ile boşanma sürecinin doğru şekilde yürütülmesini düzenler.
Resmen evli olan karı-kocanın beraber yaşadıkları, ortak yaşamlarını birlikte geçirdikleri, sürekliliği olan yaşam alanıdır. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Aile konutu üzerindeki haklarınızı tam olarak korumanız için tapuda şerh koymanız doğru olacaktır. Aile konutu şerhi için dava açıp mahkemeden karar alınması zorunluluğu yoktur.
Evlenme ile kurulan evlilik birliği cinsel sadakat yükümlülüğünü de beraberinde getirir. Aldatma (zina) evlilik birliğine karşı yapılmış en büyük hakaret ve sadakatsizliktir. Bu sebeple mutlak bir boşanma sebebidir. Hâkim zinanın varlığına ikna olursa, başka bir sebep olmaksızın evliliği sona erdirir.
Zina sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay ve her durumda zina eyleminin gerçekleşmesinin üzerinden beş yıl geçmesiyle zina sebebine dayanarak boşanma davası açma hakkı düşer.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Hâkim tarafından boşanma kararı verilebilmesi için birliğin temelinden sarsılmış olması gerekir. Ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmemelidir. Evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korumaya değer bir yarar kalmamış olmalıdır.
Fiili ayrılık Medeni Kanun'da düzenlenmiş mutlak bir boşanma sebebidir. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır.
Hayata kast edilmesi, karı veya kocadan birinin, diğer eşi öldürmek amacıyla yaptığı eylemlerdir. Medeni Kanun'da düzenlenen boşanma sebeplerinden biridir. Hayata kast eyleminin öğrenilmesinden itibaren altı ay, öğrenilmese bile eylemi takip eden 5 yıl içerisinde dava açılmalıdır.
Eşinizin sizin hakkınızda başka insanların yanında aşağılayıcı konuşması size, onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası açma hakkı vermektedir. Onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası açabilmek için davranışın ağır olması gerekmektedir.
Şiddet, Türk Medeni Kanunu uyarınca boşanma sebebidir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının sebepleri arasında duygusal şiddet, ekonomik şiddet, görsel şiddet, cinsel şiddet, sosyal şiddet ve fiziksel şiddet yer almaktadır.
2002 yılından önce yasal mal rejimi mal ayrılığı iken 2002 yılından sonra yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma olarak kabul olmuştur. 1 Ocak 2002'den itibaren tüm evli çiftler için uygulanacak yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Edinilmiş Mallar:
Kişisel Mallar:
Nafakaya ilişkin kararlara uymayan eş hakkında üç aya kadar tazyik hapsi verilebilmektedir.
Kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu diğer taraftan, boşanmayla evlilik birliği sona erdiğinden kendisinin mahrum kaldığı maddi olanakların karşılığı olarak maddi tazminat istemeye hakkı vardır. Kişilik hakları ihlal olan tarafın, kusurlu diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir para istemeye hakkı vardır.
Maddi ve/veya manevi tazminat, boşanma davasıyla birlikte veya boşanma davası sonuçlandıktan sonra talep edilebilir.
Boşanma davası devam ederken mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli derece zorlaşması ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden endişe edilmesi halinde mal üzerine ihtiyati tedbir koyulmasını eşler talep edebilir. İhtiyati tedbir, gayrimenkuller, motorlu araçlar, banka hesapları hakkında verilebilir.
Hakim velayete karar verirken çocuğun menfaatini göz önünde bulundurur. Velayet kararı verilirken esas olan çocuğu korumak, anne babanın ayrılmasından mümkün olduğunca az zarar görmesini sağlamaktır. Buna göre velayeti alan tarafın, çocuğun eğitimi ve sosyal hayattaki ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olması gerekir.
Uygulamada genellikle küçük yaştaki çocuğun velayeti anneye verilir. Duruma göre hakim, babanın velayetin doğuracağı sorumlulukları daha iyi yerine getireceğini takdir ederse velayeti babaya da verebilecektir. İdrak çağındaki çocuğun mahkemece dinlenilmesi ve fikrinin sorulması gerekmektedir.