Nafaka, aile hukukundan kaynaklanan en önemli mali yükümlülüklerden biridir. Boşanma, ayrılık, velayet veya aile bireylerinin korunması amacıyla mahkeme tarafından nafakaya hükmedilmesi halinde, nafaka borçlusunun bu ödemeyi düzenli olarak yapması gerekir.
Ancak uygulamada nafaka borçlusunun mahkeme kararına rağmen ödeme yapmadığı sıkça görülmektedir. Bu durumda nafaka alacaklısı, ödenmeyen nafaka alacağının tahsili için icra takibi başlatabilir. Ayrıca şartları oluştuğunda nafaka borçlusu hakkında icra ceza mahkemesine başvurularak tazyik hapsi talep edilmesi de mümkündür.
Nafaka alacakları, kişinin geçimini, çocuğun bakımını veya boşanma sürecindeki ekonomik dengesini doğrudan ilgilendirdiğinden hukuk düzeni tarafından özel olarak korunmaktadır. Bu nedenle nafaka alacaklarının tahsilinde doğru takip yolunun seçilmesi son derece önemlidir.
Mahkeme tarafından nafakaya hükmedilmiş olmasına rağmen borçlu taraf ödeme yapmıyorsa, nafaka alacaklısı icra müdürlüğü aracılığıyla takip başlatabilir.
İcra takibi sonucunda borçluya ödeme emri veya icra emri gönderilir. Borçlu, tebligata rağmen ödeme yapmazsa maaş haczi, banka hesabı haczi, taşınır ve taşınmaz mal haczi gibi icra işlemleri uygulanabilir.
Bununla birlikte nafaka borçlusunun ödeme yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde, yalnızca icra takibiyle sınırlı kalınmayabilir. Şartları oluşmuşsa icra ceza mahkemesine şikâyette bulunularak borçlu hakkında tazyik hapsi uygulanması da talep edilebilir.
Uygulamada farklı nafaka türleri bulunmaktadır. Hangi takip yoluna başvurulacağı, nafakanın türüne ve nafakanın hangi mahkeme kararına dayandığına göre değişir.
Başlıca nafaka türleri şunlardır:
Tedbir nafakası, çoğunlukla boşanma veya ayrılık davası devam ederken taraflardan biri ya da çocuklar lehine hükmedilen geçici nitelikte bir nafakadır.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine hükmedilen nafakadır.
İştirak nafakası ise velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocuğun bakım, eğitim, sağlık, barınma ve diğer giderlerine katılması amacıyla ödenen nafakadır.
Nafaka türünün doğru tespit edilmesi, icra takibinin doğru şekilde başlatılması açısından kritik öneme sahiptir.
Nafaka alacaklarında takip yolunun belirlenmesinde en önemli mesele, nafakanın hangi karara dayandığıdır. Çünkü her nafaka türü aynı takip yoluyla tahsil edilmez.
Genel olarak;
Tedbir nafakası için ilamsız icra takibi, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası için ise ilamlı icra takibi başlatılır.
Ancak tedbir nafakası bakımından ayrıca önemli bir ayrım bulunmaktadır. Tedbir nafakasının dayandığı karar bir ara karar ise ilamsız icra takibi; mahkemenin nihai kararında hüküm altına alınmışsa ilamlı icra takibi gündeme gelir.
Bu nedenle takip başlatılmadan önce nafakanın türü ve kararın niteliği dikkatle incelenmelidir.
Özetle;
şeklinde değerlendirme yapılmalıdır.
Tedbir nafakasının tahsil edilmesi sürecinde en önemli faktör, tedbir nafakasının dayandığı mahkeme kararının bir ara karar mı yoksa nihai karar mı olduğudur.
Örneğin boşanma davası henüz devam ediyor ve mahkeme ara karar kurarak tedbir nafakasına hükmetmişse, bu durumda tedbir nafakası ilamsız icra takibi yoluyla talep edilir. Çünkü bu aşamada ortada henüz nihai bir mahkeme hükmü yoktur. Mahkeme, yargılama süresince taraflardan birinin veya çocukların ekonomik olarak korunması amacıyla geçici bir tedbir kararı vermiştir.
Buna karşılık tedbir nafakası mahkemenin nihai kararında hüküm altına alınmışsa ve bu nafaka o güne kadar icra takibine konu edilmemişse, bu durumda ilamlı icra takibi başlatılması gerekir. Çünkü artık tedbir nafakası, mahkemenin nihai kararında yer alan bir alacak haline gelmiştir.
Bu ayrım uygulamada büyük önem taşır. Yanlış takip yolunun seçilmesi halinde borçlu tarafından itiraz veya şikâyet yoluna başvurulabilir ve tahsil süreci gereksiz yere uzayabilir.
Boşanma veya ayrılık davası devam ederken verilen tedbir nafakası ara karar niteliğindeyse, alacaklı bu nafakayı ilamsız icra takibi yoluyla talep edebilir.
Bu takipte borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederse takip durabilir. Bu durumda alacaklının itirazın kaldırılması veya itirazın iptali gibi hukuki yollara başvurması gerekebilir.
İlamsız icra takibi başlatılırken nafakanın hangi ara karara dayandığı, hangi aylara ilişkin nafaka talep edildiği ve ödenmeyen toplam miktarın ne olduğu açıkça belirtilmelidir. Mahkemenin ara karar örneğinin takip dosyasına eklenmesi, takip sürecinin sağlıklı yürütülmesi bakımından önemlidir.
Tedbir nafakası mahkemenin nihai kararında hüküm altına alınmışsa ve alacaklı bu nafakayı daha önce icra takibine koymamışsa, bu durumda ilamlı icra takibi başlatılmalıdır.
Burada artık nafaka alacağı mahkeme ilamına dayanmaktadır. Alacaklı, mahkeme kararını icra müdürlüğüne sunarak ilamlı takip başlatabilir. Borçluya icra emri gönderilir. Borçlu icra emrine rağmen ödeme yapmazsa maaş haczi, banka hesabı haczi ve malvarlığı haczi gibi icra işlemleri uygulanabilir.
Bu noktada özellikle belirtilmesi gereken husus, tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin icrası için kararın kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığıdır. Yargıtay uygulamasında da tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin icra edilebilmesi için kesinleşme şartı aranmadığı kabul edilmektedir.
Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2010 tarihli ve 2497 esas numaralı kararında, tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin icrası bakımından şu değerlendirmeye yer verilmiştir:
“Fakat, tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin icrasını isteyebilmek için bunların kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır.”
Bu nedenle nihai kararda hüküm altına alınan tedbir nafakası, karar kesinleşmeden de ilamlı icra takibine konu edilebilir.
Uygulamada sık karşılaşılan durumlardan biri de şudur: Nafaka alacaklısı, dava devam ederken verilen ara karara dayanarak ilamsız icra takibi başlatmış ve tedbir nafakasını bu takip dosyası üzerinden tahsil etmeye başlamış olabilir. Yargılama devam ederken mahkeme nihai kararını vererek tedbir nafakasını artırabilir veya tedbir nafakası konusunda ayrıca hüküm kurabilir.
Bu durumda alacaklının yeniden ayrı bir takip başlatması her zaman zorunlu değildir. Mevcut ilamsız icra takip dosyasına mahkemenin nihai kararı sunularak, takibe ilamlı takip hükümlerine göre devam edilmesi talep edilebilir.
Bu kapsamda icra müdürlüğünden;
talep edilebilir.
Böylece ara karara dayalı olarak başlatılan takip, mahkemenin nihai kararı sonrasında yeni duruma uygun hale getirilmiş olur. Bu yöntem, özellikle nafakanın artırıldığı veya nihai kararda ayrıca hüküm altına alındığı durumlarda uygulama bakımından önemlidir.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf lehine hükmedilen nafakadır. Bu nafaka çoğunlukla boşanma kararında yer alır. Bu nedenle mahkeme ilamına dayalı olarak tahsil edilir.
Yoksulluk nafakası ödenmediğinde ilamlı icra takibi başlatılır. Alacaklı, mahkeme kararını icra müdürlüğüne sunarak takip açabilir. Borçluya icra emri gönderilir. Borçlu icra emrine rağmen ödeme yapmazsa maaş haczi, banka hesabı haczi, araç haczi veya taşınmaz haczi gibi işlemler uygulanabilir.
Yoksulluk nafakası bakımından borçlu, mahkeme kararı değiştirilmediği sürece nafakayı ödemekle yükümlüdür. Borçlunun ekonomik durumunun kötüleşmesi, kendiliğinden ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda borçlunun nafakanın azaltılması veya kaldırılması için dava açması gerekir.
İştirak nafakası, velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocuğun giderlerine katılması amacıyla ödemek zorunda olduğu nafaka türüdür. Bu nafaka çocuğun bakım, eğitim, sağlık, barınma ve günlük ihtiyaçlarıyla doğrudan ilgilidir.
İştirak nafakası boşanma kararıyla veya velayete ilişkin mahkeme hükmüyle belirlendiğinden, ödenmemesi halinde ilamlı icra takibi başlatılır.
Bu takipte mahkeme ilamı icra müdürlüğüne sunulur ve borçluya icra emri gönderilir. Borçlu ödeme yapmazsa maaş haczi, banka hesabı haczi, araç haczi veya taşınmaz haczi gibi icra işlemleri gündeme gelebilir.
Çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası, çocuğun üstün yararıyla yakından ilgili olduğundan, bu alacakların tahsilinde gecikmeden hareket edilmesi gerekir.
Evet. Nafaka borçlusu geçmiş aylara ilişkin nafakaları ödememişse, alacaklı bu birikmiş nafaka borçlarını icra takibine konu edebilir.
Örneğin borçlu 6 ay boyunca nafaka ödememişse, bu 6 aylık birikmiş nafaka alacağı için takip başlatılabilir. Ayrıca nafaka borcu devam eden aylık bir borç niteliğinde olduğundan, sonraki aylarda doğacak nafakalar da ilgili takip dosyası üzerinden talep edilebilir.
Ancak birikmiş nafaka alacaklarında süre, zamanaşımı ve icra ceza şikâyeti bakımından dikkatli hareket edilmelidir. Her dönem yönünden şikâyet ve tahsil imkânı aynı şekilde değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle nafaka alacaklılarının ödeme yapılmadığını fark ettikleri anda süreci geciktirmeden başlatmaları önemlidir.
Nafaka borcunun ödenmemesi halinde borçlunun maaşına haciz konulabilir. Nafaka alacaklarında maaş haczi uygulaması en etkili tahsil yollarından biridir.
Borçlunun düzenli maaşı varsa, icra müdürlüğü aracılığıyla işverene müzekkere yazılarak nafaka borcu için maaş kesintisi yapılması sağlanabilir.
Nafaka alacakları, diğer birçok alacağa göre daha öncelikli kabul edilir. Bu nedenle nafaka borçlusunun maaşı üzerinde daha etkili haciz işlemleri uygulanabilir. Özellikle çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasında maaş haczi, çocuğun düzenli geçiminin sağlanması bakımından önemli bir araçtır.
Evet. Nafaka borçlusu ödeme yapmıyorsa banka hesaplarına haciz konulması istenebilir. İcra müdürlüğü aracılığıyla borçlunun bankalardaki hesaplarına haciz yazısı gönderilebilir.
Borçlunun hesabında para bulunması halinde bu tutar icra dosyasına aktarılabilir ve nafaka alacaklısına ödenebilir. Bunun yanında borçlunun araçları, taşınmazları, üçüncü kişilerdeki alacakları veya diğer malvarlığı değerleri de hacze konu edilebilir.
Burada amaç, nafaka alacağının mümkün olan en hızlı ve etkili şekilde tahsil edilmesidir.
Nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında şartları oluştuğunda icra ceza mahkemesine şikâyet yoluyla başvurularak tazyik hapsi talep edilebilir.
Tazyik hapsi, klasik anlamda bir ceza değildir. Buradaki amaç borçluyu cezalandırmak değil, mahkeme kararına uymaya ve nafaka borcunu ödemeye zorlamaktır. Nafaka borçlusu, hapsin uygulanması sırasında borcunu öderse tahliye edilir.
Bu nedenle nafaka borcunun ödenmemesi yalnızca icra takibiyle sınırlı sonuç doğurmaz. Borçlunun ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde özgürlüğü kısıtlayıcı bir yaptırımla karşılaşması da mümkündür.
Nafaka borçlusu hakkında tazyik hapsi kararı verilebilmesi için bazı şartların oluşması gerekir. Her nafaka borcu kendiliğinden hapis sonucunu doğurmaz.
Genel olarak şu şartlar aranır:
Bu şartlar oluşmadan yalnızca “nafaka ödenmedi” denilerek tazyik hapsi kararı verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle icra takibi ve icra ceza sürecinin usule uygun şekilde yürütülmesi gerekir.
Nafaka yükümlülüğünün ihlali nedeniyle icra ceza mahkemesine yapılacak şikâyetlerde süre oldukça önemlidir. Sürenin kaçırılması halinde ilgili dönem yönünden tazyik hapsi talep etme hakkı kaybedilebilir.
Ancak nafaka aylık olarak işlemeye devam eden bir borç niteliğinde olduğundan, sonraki aylara ilişkin ödenmeyen nafakalar bakımından yeniden şikâyet hakkı doğabilir. Bu nedenle nafaka alacaklısının süreci düzenli takip etmesi ve gecikmeden hukuki işlem başlatması gerekir.
Uygulamada en çok yapılan hatalardan biri, aylarca ödeme yapılmamasına rağmen icra takibi veya şikâyet yoluna geç başvurulmasıdır. Bu durum bazı dönemler bakımından hak kaybına neden olabilir.
Nafaka borçlusu, hakkında tazyik hapsi kararı verilmiş olsa bile borcu öderse tahliye edilir. Çünkü tazyik hapsinin amacı borçluyu ödeme yapmaya zorlamaktır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, ödemenin hangi dönem borcuna ilişkin yapıldığıdır. Borçlu yalnızca borcun bir kısmını öderse, kalan nafaka borçları yönünden icra takibi devam edebilir. Ayrıca sonraki aylarda nafaka yeniden ödenmezse alacaklı tekrar yasal yollara başvurabilir.
Bu nedenle nafaka borçlusunun kısmi veya düzensiz ödeme yapması, borcun tamamen sona erdiği anlamına gelmez.
Hayır. Nafaka borçlusunun nafakanın azaltılması veya kaldırılması için dava açması, mevcut nafaka ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Mahkeme tarafından verilmiş mevcut nafaka kararı değiştirilmediği sürece geçerliliğini korur. Bu nedenle borçlu, “nafakanın kaldırılması davası açtım” diyerek kendiliğinden ödeme yapmayı bırakamaz.
Ancak nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası açılmışsa, icra ceza mahkemesi somut olayın özelliklerine göre tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonucuna bırakabilir. Bu durum her dosyada otomatik olarak uygulanmaz; mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilir.
Nafaka alacaklısı, ödeme yapılmadığında süreci bekletmeden takip etmelidir. Özellikle düzenli ödeme yapılmıyorsa, nafakanın türü ve dayandığı mahkeme kararının niteliği belirlenmelidir.
Tedbir nafakası söz konusuysa öncelikle nafakanın ara karara mı yoksa nihai karara mı dayandığı incelenmelidir. Ara karara dayanan tedbir nafakası için ilamsız icra takibi; nihai kararda hüküm altına alınan tedbir nafakası için ise ilamlı icra takibi başlatılmalıdır.
Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası ise mahkeme ilamına dayandığından ilamlı icra takibi yoluyla talep edilmelidir.
Bu süreçte alacaklının elinde bulunması gereken temel belgeler şunlardır:
Bu belgelerle birlikte doğru takip yolu seçilerek icra takibi başlatılabilir. Borçlu ödeme yapmazsa icra ceza mahkemesi nezdinde şikâyet süreci ayrıca değerlendirilebilir.
Nafaka borçlusu gerçekten ödeme güçlüğü yaşıyorsa, bu durumu kendi başına ödeme yapmamak suretiyle çözmeye çalışmamalıdır. Çünkü mahkeme kararı veya ara karar devam ettiği sürece nafaka borcu işlemeye devam eder.
Borçlunun gelirinde ciddi azalma olmuşsa, işsiz kalmışsa, sağlık problemi yaşamışsa veya nafaka miktarı artık ekonomik gerçeklikle bağdaşmıyorsa nafakanın azaltılması ya da kaldırılması için dava açması gerekir.
Ancak dava açılması, mevcut nafaka borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mahkeme yeni bir karar verene kadar mevcut nafaka yükümlülüğüne uygun hareket edilmesi gerekir.
Aksi halde borçlu hakkında icra takibi, maaş haczi, banka hesabı haczi ve şartları oluştuğunda tazyik hapsi süreci gündeme gelebilir.
Ödenmeyen nafaka alacakları için icra takibi başlatılması mümkündür. Ancak nafaka alacağının türü ve dayandığı mahkeme kararının niteliği, hangi takip yoluna başvurulacağını belirler.
Tedbir nafakası bakımından kararın ara karar mı yoksa nihai karar mı olduğuna göre takip yolu belirlenmelidir. Ara kararla hükmedilen tedbir nafakası için ilamsız icra takibi, nihai kararda hüküm altına alınan tedbir nafakası için ise ilamlı icra takibi başlatılır.
Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası ise mahkeme ilamına dayandığından ilamlı icra takibine konu edilir.
Tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin icrası için kararın kesinleşmesi beklenmez. Bu nedenle tedbir nafakasına hükmedilmişse, kararın niteliğine göre doğru takip yolu seçilerek gecikmeden icra süreci başlatılabilir.
Nafaka borçlusunun ödeme yapmaması halinde maaş haczi, banka hesabı haczi, malvarlığı haczi ve şartları oluştuğunda tazyik hapsi gibi hukuki yollar gündeme gelebilir.
Buna karşılık nafaka borçlusunun ekonomik durumunda gerçek ve ciddi bir değişiklik varsa, ödeme yapmayı tamamen bırakmak yerine nafakanın azaltılması veya kaldırılması için mahkemeye başvurması gerekir.
Nafaka alacağı ve nafaka borcu, hem alacaklı hem de borçlu açısından dikkatle yürütülmesi gereken hassas bir süreçtir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak ve süreci doğru yönetmek için uzman bir aile hukuku avukatından destek alınması önemlidir.
Bu Yazıyı Paylaş: